Kaybedilemeyen Kayıp


Eksilemeyen Eksiklik

                                         

                                                       Ve bir Eksiklik ki;

                                                tüm doluluğu

                                        hiçler... 

  

    Özne simgesel yaşantıya, eksiklik aracılığıyla musallat olur. Eksiklik, öznenin evidir. Özne, eksikliğe tutunarak dilden sarkıp düşer. Konuşma, eksikliğin motoruyla çevrilen bir taleptir. Dildeki tüm hamleler, varlıkta eksikliği ifşa etmeye yazgılıdır. Eksiklik,dilde mühürlenir. Özne, eksikliğin dile  sızıntısı sayesinde, var olmaklığının imkanına kavuşur.  

    Psikanaliz, eksiklikten kaçışın son kalesidir. Kişi son bir manevrayla, eksikliğin musibetinden terapiye sığınır. Analizin sonu; öznenin, eksiklik karşısında sığındığı tüm kalelerini, hakikate gönüllü olarak feda etmesiyle gerçekleşir. Öznenin, psikanaliste başta emanet bıraktığını varsaydığı eksiklik, hazır olunduğunda iade edilmesi üzere özneye geri sunulur. Kaldı ki eksiklik, tutulabilir olmadığı gibi, bırakılabilir de değildir. Kökenseldir…

    Nihayetinde eksiklik, telafisizdir. Eksikliğin akıbeti karşısında siper alınan tüm çabalar nafiledir. Eksikliğin özneden talebi; Tamamlanmak değil, sahiplenilmektir. Eksiklik, varlıktan, gönüllü bir rızayla sahiplenilmeyi ister. Kendine karşı işlenen bütün büyük günahlar, eksikliği eksiltme arzusuyla başlar. Eksikliğine sadakat, kendine ihanet etmemenin sigortasıdır. Aksi halde kişi en büyük suçları kendisine karşı işler.

Yorumlar

Popüler Yayınlar